MAL REJİMİ

21.03.2025 / / Aile Hukuku

Evlilik birliği, sadece duygusal bir ortaklık değil, aynı zamanda ekonomik bir ortaklıktır. Bu ekonomik birliktelik çerçevesinde eşlerin mal varlıklarının yönetimi, tasarrufu ve paylaşımı belirli kurallara tabidir. İşte bu kurallara "mal rejimi" adı verilir. Türk Medeni Kanunu’nda mal rejimi, eşlerin evlilik süresince edindikleri malların nasıl yönetileceğini ve evlilik sona erdiğinde nasıl paylaşılacağını düzenleyen hükümler bütünüdür.

Mal Rejimi Kuralları Hangi Konuları Düzenler?

Mal rejimi kuralları, şu hususlara cevap verir:

- Evlilik birliğinde eşlerin malları üzerindeki mülkiyet hakkının nasıl düzenleneceği,

- Evlilik birliğinde malların yönetimi, kullanımı ve tasarrufunun nasıl yapılacağı,

- Mal rejiminin sona ermesi durumunda malların nasıl paylaşılacağı,

- Eşlerin malları sebebiyle kendi aralarındaki ve üçüncü kişilerle olan ilişkilerinin nasıl düzenleneceği.

 

 

Mal Rejimi Türleri

Türk Medeni Kanunu’na göre eşler, bir mal rejimi sözleşmesi ile diledikleri rejimi seçebilirler. Ancak böyle bir sözleşme yapmadıkları takdirde, yasal mal rejimi olan "edinilmiş mallara katılma rejimi"ne tabi olurlar. Mevzuatta üç seçimlik mal rejimi daha bulunmaktadır: mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı ve mal ortaklığı.

 

1. Yasal Mal Rejimi: Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi

1 Ocak 2002 tarihinden itibaren Türk Medeni Kanunu ile yasal mal rejimi olarak "edinilmiş mallara katılma rejimi" kabul edilmiştir. Bu rejime göre, eşlerin evlilik süresi boyunca edinmiş oldukları mallar, kural olarak ortak kabul edilir ve eşler bu mallar üzerinde eşit hakka sahiptir.

 

Kişisel ve Edinilmiş Mal Ayrımı

Edinilmiş mallara katılma rejiminde, eşlerin sahip oldukları mallar "kişisel mallar" ve "edinilmiş mallar" olarak ikiye ayrılmaktadır. Bu ayrım, mal rejimi sona erdiğinde hangi malların paylaşılacağını belirlemek açısından büyük önem taşımaktadır.

 

Kişisel Mallar (TMK m. 220)

Kişisel mallar, eşlerin yalnızca kendilerine ait olup tasfiye sürecinde paylaşılmayan malvarlığı değerleridir. Türk Medeni Kanunu’nun 220. maddesine göre kişisel mallar şunlardır:

- Evlilik Öncesinde Sahip Olunan Mallar: Eşlerden birinin evlilikten önce edindiği taşınmazlar, araçlar, banka hesaplarındaki birikimler vb. kişisel maldır.

- Miras veya Bağış Yoluyla Edinilen Mallar: Eşlerden birine evlilik sırasında miras kalan bir ev ya da bağışlanan bir mücevher, kişisel mal sayılır.

- Manevi Tazminat Alacakları: Eşlerden birinin kişisel zararlarına karşılık olarak kazandığı manevi tazminatlar kişisel mal kabul edilir.

- Kişisel Kullanıma Özgülenmiş Eşyalar: Kıyafetler, kişisel takılar, özel kullanım amacı taşıyan eşyalar kişisel mal kapsamında değerlendirilir.

- Kişisel Malların Yerine Geçen Değerler: Kişisel bir mal satıldığında elde edilen gelir de kişisel mal sayılır. Örneğin, evlilik öncesinde alınan bir arabanın satılmasıyla elde edilen bedel kişisel mal olarak kalmaya devam eder.

 

Edinilmiş Mallar (TMK m. 219)

Edinilmiş mallar, eşlerin evlilik süresince çalışarak veya belirli hukuki yollarla elde ettiği malvarlığı değerleridir ve boşanma veya ölüm durumunda tasfiye edilerek eşler arasında paylaşılır. Türk Medeni Kanunu’nun 219. maddesine göre edinilmiş mallar şunlardır:

- Çalışma Karşılığında Elde Edilen Gelirler: Eşlerin maaşları, primleri, ücretleri, serbest meslek gelirleri gibi emek karşılığında elde ettikleri tüm gelirler edinilmiş mal kapsamına girer.

- Sosyal Güvenlik ve Sosyal Yardım Ödemeleri: Emekli maaşı, dul-yetim aylıkları, işsizlik maaşı, maluliyet yardımları gibi sosyal güvenlik sisteminden kaynaklanan ödemeler edinilmiş mal sayılır.

- Çalışma Gücünün Kaybı Nedeniyle Ödenen Tazminatlar: İş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle alınan tazminatlar, kaybedilen iş gücünün karşılığı olarak değerlendirildiğinden edinilmiş mal olarak kabul edilir.

- Kişisel Mallardan Elde Edilen Gelirler: Kişisel malların getirdiği gelirler edinilmiş mal sayılır. Örneğin, eşlerden birine miras kalan bir ev kişisel maldır, ancak bu evin kira gelirleri edinilmiş mal olarak değerlendirilir.

- Edinilmiş Malların Yerine Geçen Değerler: Edinilmiş bir malın satılmasıyla elde edilen gelir yine edinilmiş mal kabul edilir. Örneğin, evlilik süresince alınmış bir otomobilin satılması durumunda elde edilen bedel, edinilmiş mal olarak paylaşım kapsamında değerlendirilir.

Bu ayrım, mal rejimi sona erdiğinde hangi malların paylaşılacağını belirlemek açısından büyük önem taşımaktadır. Eşler, evlilik birliği içinde kazandıkları mal varlıklarının ne şekilde değerlendirileceğini bilmeli ve tasfiye sürecinde hak kaybına uğramamak için bu ayrımı dikkate almalıdırlar.


Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminin Tasfiyesi

Edinilmiş mallara katılma rejiminin sona ermesiyle birlikte, malların tasfiyesi süreci başlar. Tasfiye sürecinde şu aşamalar dikkate alınır:

1. Kişisel Malların Ayrılması: Eşler öncelikle kişisel mallarını alır ve bunlar paylaşımın dışında tutulur.

2. Edinilmiş Malların Değerinin Belirlenmesi: Edinilmiş mallar belirlenerek, toplam değerleri hesaplanır.

3. Borçların Düşülmesi: Edinilmiş mallara ilişkin varsa borçlar, toplam değerden düşülerek net edinilmiş mal varlığı tespit edilir.

4. Artık Değerin Hesaplanması: Her eşin edinilmiş mallarından kalan net değer belirlenir ve bu değer üzerinden diğer eşin hak sahibi olacağı katılma alacağı hesaplanır.

5. Katılma Alacağının Paylaşımı: Türk Medeni Kanunu’nun 236. maddesi gereğince, her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olur. Alacaklar takas edilir.

 

Örneğin, boşanma sürecinde bir eşin edinilmiş mallarının toplam değeri 1.000.000 TL, diğer eşin edinilmiş mallarının toplam değeri 400.000 TL ise, artık değer üzerinden hesaplanan katılma alacağı şu şekilde olur:

İlk eşin artık değeri: 1.000.000 TL

İkinci eşin artık değeri: 400.000 TL

Artık değerler toplamı: 1.400.000 TL

Eşlerin her biri, karşı tarafın artık değerinin yarısına hak kazanır. Yani, ilk eş 200.000 TL, ikinci eş ise 500.000 TL katılma alacağına sahip olur.

 

Boşanmada Kusurun Mal Paylaşımına Etkisi

Türk Medeni Kanunu’nun 236. maddesi gereğince, zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde, hakim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya tamamen kaldırılmasına karar verebilir. Yani, normal şartlarda boşanmada kusur mal paylaşımına doğrudan etki etmezken, zina veya hayata kast gibi ağır kusurlar söz konusu olduğunda, hakim kusurlu eşin artık değer üzerindeki hakkını tamamen ortadan kaldırabilir veya azaltabilir.

Bunun dışında, şu iki önemli istisna mevcuttur:

- Mal Kaçırma: Eşlerden biri, tasfiye sürecini etkisiz hale getirmek amacıyla mal kaçırmışsa (örneğin, boşanma sürecinde malını üçüncü kişilere devretmişse), diğer eş, Türk Medeni Kanunu’nun 229. maddesi gereğince bu malların tasfiyeye dahil edilmesini talep edebilir.

- Değer Artış Payı: Eşlerden biri, diğer eşin kişisel veya edinilmiş malına önemli ölçüde katkıda bulunmuşsa, bu durumda "değer artış payı alacağı" gündeme gelir. Örneğin, bir eş diğerinin üzerine kayıtlı bir taşınmazın inşaat masraflarını karşılamışsa, bu katkının tasfiye sürecinde dikkate alınması gerekir.

 

 

2. Seçimlik Mal Rejimleri

Türk Medeni Kanunu, yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminin yanı sıra eşlere seçimlik mal rejimlerinden birini belirleme hakkı da tanımaktadır. Eşler, evlilik öncesinde veya evlilik birliği devam ederken bir mal rejimi sözleşmesi yaparak aşağıdaki seçimlik mal rejimlerinden birini tercih edebilirler:

 

Mal Ayrılığı Rejimi

Mal ayrılığı rejimi, 1926 tarihli Eski Medeni Kanun döneminde yasal mal rejimi olarak kabul edilmişken, 2002 yılında yürürlüğe giren Yeni Türk Medeni Kanunu ile seçimlik bir mal rejimi haline getirilmiştir. Bu rejimde, her eşin mal varlığı tamamen kendisine aittir ve eşler birbirlerinin malları üzerinde hak iddia edemezler. Mal ayrılığı rejiminin temel özellikleri şunlardır:

- Eşlerin evlilik öncesinde sahip oldukları ve evlilik süresince edindikleri tüm mallar kendilerine aittir.

- Mal rejimi sona erdiğinde, eşler kendi üzerlerine kayıtlı malları alır, herhangi bir paylaşım söz konusu olmaz.

- Eşlerden birinin ölümü veya boşanma halinde, diğer eşin mallar üzerinde herhangi bir hak iddia etmesi mümkün değildir.

 

Paylaşmalı Mal Ayrılığı Rejimi

Paylaşmalı mal ayrılığı rejimi, Yeni Türk Medeni Kanunu ile hukuk sistemimize kazandırılmıştır ve mal ayrılığı rejiminin bazı yönlerden yumuşatılmış bir hali olarak değerlendirilir. Bu rejimde, mal ayrılığı esas olmakla birlikte, belirli mallar tasfiye sürecinde paylaşım kapsamına alınır. Paylaşmalı mal ayrılığı rejiminde bir malın paylaşma malı olup olmadığı hususuna ilişkin olarak ispat külfeti getirilmiştir. Buna göre bir malın eşlerden yalnızca birine ait olduğu iddia ediliyorsa, bu iddia ispat edilmelidir. Aksi takdirde bu hususun ispat edilememesine bağlanmış olan hukuki sonuç, o malın paylaşma malı sayılması ve eşlerin paylı mülkiyetinde kabul edilmesidir. 

 

Mal Ortaklığı Rejimi

Mal ortaklığı rejimi, eşlerin malvarlıklarını ortak bir çatı altında topladığı, malların mülkiyetinin her iki eşe de ait olduğu bir mal rejimi türüdür. Bu rejim kapsamında, eşlerin hem evlilik süresince edindikleri mallar hem de belirli kişisel malları ortaklık malvarlığına dahil edilebilir. Eşler, mal ortaklığı rejimi kapsamında ortaklık malları üzerinde tek başlarına mutlak tasarruf yetkisine sahip değildir. Olağan sınırları aşan tasarruf işlemlerinde, her iki eşin de rızası gerekmektedir. Mal ortaklığı, genel mal ortaklığı ve sınırlı mal ortaklığı olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

 

Genel Mal Ortaklığı

Genel mal ortaklığı rejimi, eşlerin kişisel mal sayılan varlıkları haricindeki tüm malvarlıklarını ve bunların getirdiği gelirleri kapsayan bir ortaklık sistemidir. Bu kapsamda, eşlerin evlilik öncesi ya da sonrası edindikleri birçok mal, ortak mülkiyet statüsüne girer. Ancak, kanunda açıkça kişisel mal olarak tanımlanan varlıklar bu ortaklığın dışında kalır.

 

Sınırlı Mal Ortaklığı

Sınırlı mal ortaklığı, eşlerin belirli malvarlığı unsurlarını ortaklığa dahil edip, diğerlerini ortaklık dışında bırakmasına imkân tanıyan bir sistemdir. Eşler, yapacakları mal rejimi sözleşmesi ile yalnızca edinilmiş malları ortaklık kapsamına alabilir ya da belirli mal türlerini paylaşım dışı tutabilirler. Eğer sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, ortaklığa dahil edilmeyen malların gelirleri yine ortaklık malvarlığına eklenir.

 

Mal Rejimi Sözleşmesi

Eşler, hangi mal rejimine tabi olacaklarını belirleyebilmek için bir mal rejimi sözleşmesi yapabilirler. Ancak eşlerin, seçtikleri mal rejimini istedikleri gibi düzenleme yetkileri sınırsız değildir. Türk Medeni Kanunu’nun 203. maddesine göre "taraflar istedikleri mal rejimini ancak kanunda yazılı sınırlar içinde seçebilir, kaldırabilir veya değiştirebilir."

Mal rejimi sözleşmesi şu şekillerde yapılabilir:

- Noterde düzenleme veya onaylama: Mal rejimi sözleşmesi, noter huzurunda düzenleme veya onaylama şeklinde yapılmalıdır. Noterde düzenleme yapılmadan veya noter onayı alınmadan yapılan mal rejimi sözleşmeleri geçerli değildir.

- Evlilik Başvurusu Sırasında Yazılı Bildirim: Eşler, evlenme başvurusu sırasında hangi mal rejimini seçtiklerini yazılı olarak bildirebilirler. Ancak bu yöntem yalnızca evlilikten önce geçerlidir.

- Evlilik Sonrasında Sözleşme Değişikliği: Evlilik gerçekleştikten sonra yapılacak mal rejimi sözleşmelerinin ise yalnızca noter huzurunda düzenleme veya onaylama şeklinde yapılması gerekmektedir.

 

Mal Rejimi Sözleşmesinin Sınırları

Eşler, seçtikleri mal rejimini diledikleri gibi şekillendiremezler. Örneğin, eşlerden birinin diğerine hiçbir hak tanımayacağı şekilde bir sözleşme yapılması hukuken geçersizdir. Yine, üçüncü kişilerin haklarını ihlal eden mal rejimi sözleşmeleri de hukuka aykırıdır ve geçersiz sayılır.

 

Eşlerin Borçlardan Sorumluluğu

Edinilmiş mallara katılma rejiminde eşlerin borçlardan sorumluluğu, Türk Medeni Kanunu’nun 224. maddesi uyarınca düzenlenmiştir. Genel kural olarak, her eş kendi borçlarından şahsen sorumludur. Bu sorumluluk, hem evlilik öncesinde doğan borçlar hem de evlilik birliği süresince oluşan borçlar için geçerlidir.

 

Kişisel Borçlar

Evlilik öncesinde oluşmuş borçlar, yalnızca borçlu eşin sorumluluğundadır. Eşlerden biri, kendi adına bir borç yapmışsa (örneğin, bireysel kredi çekmişse), diğer eşin bu borçtan dolayı herhangi bir sorumluluğu bulunmaz. Alacaklılar, sadece borçlu eşin malvarlığına yönelerek tahsilat yapabilir. Ancak evlilik birliği içerisinde edinilmiş mal varlığı borçlu eşin üstüne yapılmışsa bu mal üzerinden de işlem yapılabilir.

 

Edinilmiş Mallara Ait Borçlar

Eşlerin evlilik süresince edindikleri mallarla ilgili yapılan harcamalardan doğan borçlar, genellikle borcu yapan eşin sorumluluğundadır. Borçlu eş, sahip olduğu edinilmiş veya kişisel mallarını, kişisel borçlarının ödenmesi için kullanabilir.

 

Evlilik Birliğini Temsilen Doğan Ortak Borçlar

Evlilik birliği içinde, aile ihtiyaçları için yapılan borçlanmalarda, eşler üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumlu olurlar. Örneğin, aile konutunun kira borcu ya da çocukların eğitimi için yapılan bir sözleşme nedeniyle doğan borçlar evlilik birliğinin temsili kapsamında değerlendirildiğinden, her iki eş de bu borçlardan sorumlu olur.

 

Borçlardan Dolayı Eşler Arasındaki Sorumluluk İlişkisi

Eşlerden biri, diğerinin kişisel borcundan dolayı doğrudan sorumlu tutulamaz ve bu borç nedeniyle hakkında icra takibi başlatılamaz.

 

SONUÇ

Evlilik süresince eşlerin mal varlıkları üzerindeki haklarını düzenleyen mal rejimi, özellikle boşanma veya ölüm sonrası tasfiye sürecinde büyük önem taşır. Eşlerin hangi mal rejimine tabi olduklarını bilmeleri ve gerektiğinde bilinçli seçimler yapmaları, ileride yaşanabilecek olası hukuki ihtilafların önüne geçmek açısından önemlidir.